Geçtiğimiz akşam, Atatürk Bulvarı Gar Kavşağında meydana gelen trafik kazasında 2 çocuk hayatını yitirdi.
Böyle söyleyince ne kadar sıradan geliyor, öyle değil mi?
Oysa kazada can veren iki kızımız henüz 13 yaşındaydı. Dahası kazaya sebebiyet veren sürücü de henüz 19 yaşında, çocukluktan yeni çıkmış bir gençti.
Rabia ve Elifnaz’ı hayattan koparan elim kaza, bir başka açıdan baktığımızda kazaya sebep olan Ahmet’in de yürek ağrısıyla yaşamına devam etmesine sebep oldu.
***
Elbette kazanın nedenleri uzmanları tarafından araştırılacak. İlk bilgiler, kızların kırmızıda geçtiği ve sürücünün de kavşağa girerken hızını kesmediği biçiminde.
Yeşilden kırmızıya geçerken mi yakalandılar, yağış görüş mesafelerini olumsuz mu etkiledi, son anda bir tereddüt mü oldu; sinyalizasyon sistemi kurallara uygun çalışıyor muydu, bunlara bakılacaktır.
Ancak ne olursa olsun, ölenler bir daha geri gelmeyecek.
***
Bu vesileyle tecrübeli ve bu işin mürekkebini yalamış bir trafik mühendisi olarak kentimizde mesleğimle ilgili alanlarda yapılan üç kritik hataya dikkat çekmek istiyorum.
Trafik Mühendisliğinde yapılan bazı hataların sonucu kavşaklarda sıkışıklık, toplu taşımada gecikme gibi yaşamın konforunu düşürebilir.
Ancak bazı hatalar vardır ki doğrudan yaşamın kendisine son verebilir.
Benim dile getireceklerim sonuçları ölümcül olabilecek yanlışlıklar!
***
Birinci yanlışlık, genel bir bakış hatası: Kentimizin iki ana koridoru Atatürk Bulvarı ve Recep Tayyip Erdoğan Bulvarı’nı hızlandırınca trafiği çözeriz zannediyoruz.
Bunun için sinyalizasyonda sola dönüşlere ve yaya fazlarına verilen süreleri lüzumundan çok kısıyoruz. Bu iç yollarda uzun kuyruklara ve tıkanıklıklara sebep oluyor.
Ancak yaya fazlarının çok kısa olması ölümcül olabiliyor. Yaşlılar, bebekli aileler, engelliler ve çocuklar gibi risk grubundaki yayalardan saniyeler içinde geçmelerini bekliyoruz.
Dakikalarca yağışlı havada, güneşin altında veya başkaca zorlu atmosferik koşullarda bekleyen yayaların 10-15 saniyede geniş yolları geçmesi mümkün olamıyor.
Böyle durumlarda yayalar, bir de orta refüjde beklemek zorunda kalabiliyor.
Bütün bunlar kavşaklarda yayalara çarpma biçimindeki kazaları arttırıyor.
***
İkinci yanlışlık, son haftalarda kavşaklarda sürücülere kırmızıdan yeşile geçişte sarı koruma ışığının iptal edilmesi oldu.
Her halde sarı ışık için ayrılan 2 saniyeyi yeşile vererek trafiği hızlandırmayı hedeflediler.
Buna gerekçe olarak sarı ışığı beklemeyen motorsikletlerin kazaya karışmaları gerekçe gösterildi ki bunu anlamak mümkün değil. Çünkü bu sarı koruma ile eş güdümlü olarak diğer kollara da sarı yakılır. Böylece güvenlik arttırılır.
Bu sarı kalkarsa ne olur derseniz…
Kırmızıdan yeşile geçen kavşak boşsa, yaklaşmakta olan sürücü, hızını kesmeden kavşağa girme eğiliminde olur. Bu durumda tedbirsiz yayalar ve herhangi bir sebeple kavşağı boşaltamamış araçlara çarpma biçiminde bir kaza ihtimali artar.
Tüm dünyada standart olan bu uygulamayı kaldırmak bilimsel olmadığı gibi trafik mühendisliğinin yerleşik pratiklerine aykırıdır.
***
Son olarak içinde olduğumuz koşullarda yazması riskli bir konuyu gündeme getirmek istiyorum.
Alınan bir kararla trafik ışıklarımıza kırmızıda “katil İsrail” ve yeşilde “Özgür Filistin” ifadeleri yazılmaya başlanmış.
Yanlış anlaşılmamak için baştan söyleyelim: İsrail katil ve terörist bir devlettir.
Filistin ise bağımsızlığı hak etmiştir, Filistin halkı bizim kardeşimizdir.
Ve fakat…
Türk standartlarına göre trafik ışıkları 200 ya da 300 milimlik olur. Yani en geniş olanın çapı 30 santim, yarıçapı 15 santimdir.
Bu kadar küçük bir yüzeye “katil İsrail” gibi uzun ifadeler yazılırsa bunu sadece ışık dibinde bekleyen sürücü okuyabilir; bir arkasındaki “katil mi katıl mı” yazdığını anlayamaz, iki arkasındaki hiç okuyamaz.
Hele yeşilde trafik aktığı için yazılan ifadeyi kimse okuyamaz.
Buna karşın hem kırmızı ışığın hem de yeşil ışığın görünürlüğü azalır. Bu da trafik kazalarına davetiye çıkartır.
Bu nedenle Filistin meselesiyle ilgili mesajları reklam alanlarına bırakmakta ve trafik ışıklarının standartlarıyla oynayarak kavşaklarımızın güvenliğine halel getirmemeliyiz.
***
Bu vesileyle yaşamını yitiren evlatlarımıza Allah’tan rahmet, yakınlarına ve arkadaşlarına sabır diliyorum.


